Pazartesi , Mayıs 27 2019
Anasayfa / Biliyor muydunuz? / Bir Modern Zaman Hastalığı: Truman Sendromu

Bir Modern Zaman Hastalığı: Truman Sendromu

Babamın “dünyada ne kadar insan varsa o kadar da ruh hastalığı vardır.” lafını hayatım boyunca birçok kez anımsadım, hala da neredeyse her gün anımsıyorum :). Zira karşımıza öyle insanlar çıkıyor ki babamın ya da babamın başka bir yerden alıntı yaptığı bu önermenin doğru olma olasılığı korkutucu derecede yüksek. Evet, Truman sendromu da babamın önermesini kanıtlama konusunda oldukça iddialı hastalıklardan biri. İsmini baş rolünde Jim Carrey’in oynadığı 1998 yapımı The Truman Show filminden alan bu hastalık 98 yapımı bir filmden esinlenip isim alacak kadar yeni, yani gerçekten de bir modern zaman hastalığı.

Aslında Truman Sendromu için “hastalık” demek pek de doğru değil zira bilimsel çevrelerce varlığı kabul edilse de henüz “hastalık” olduğu konusunda bir görüş birliği yok. Yani bu durum sadece bir sanrı mı yoksa takıntı mı ya da hastalık mı halen kesin şekilde karar verilebilmiş değil.

“Sürekli izleniyorum”un günümüze uyarlanmış hali

Sürekli izleniyorum paranoyası elbette pek de yeni bir şey değil ancak Truman sendromu sürekli izlenmenin günümüze uyarlanmış hali; yani “sürekli kameraya kaydediliyorum, sürekli kameralarla izleniyorum” şeklinde bir sanrı söz konusu Truman sendromunda en basit anlatımı ile. Ama basit anlatım tabi ki yeterli değil :).

Buraya kadar geldim yazıda ama basit bir anlatımın yeterli olmadığını düşünerek bundan sonrasını bir uzmanın kaleminden paylaşmayı uygun buluyorum;

Truman sendromu, kanaatimce bir ben merkezci bir de dış merkezci olmak üzere iki ayrı karakter özellikleri gösterir. Ben merkezci truman sanrılarında kişiler, dünyanın kendi etrafında döndüğünü, herkesin kendisine hizmet ve yardımla yükümlü olduğunu düşünürler. Onlar için kendilerinin ölümü, dünyanın da yok olmasıdır. Bu nedenle kendileri ile alakalı tüm maddi manevi çıkar işlemlerinde kural tanımazlar. Kendilerini dünyanın efendisi, diğer insanları ise kendisinin varlığına hizmet etmek için yaratılmış figüran varlıklar olarak düşündüğünden gizli ya da aleni olarak her türlü yolsuzluğa açıktırlar. Diğer insanları sömürmekten vicdani bir rahatsızlık duymazlar. Sosyal adalet kavramları gelişmemiştir, yardımlaşma nedir bilmezler.

Dış merkezci truman sendromunda ise dünyayı kapitalin yönettiğini, tüm savaşların, karışıkların onların çıkarlarına hizmet için özellikle yapıldığını, tüm görsel, yazılı ve sosyal medyanın onların çıkarları için istedikleri fikir ve ideolojilere kanalize edildiklerini, gizlice yönlendirildiklerini düşünürler. Kapitalin bir ahtopot gibi her yeri sardığını, onları sömürmek için tüm teknolojik imkânları kullandığına inanırlar. Bu noktada ülkelerdeki gelir dağılımının da truman sanrısını az ya da çok etkileyeceği açıktır. Ben şahsen önümüzdeki yıllarda truman sendromu etkilerinin, ülkelerin ne kadar sosyal devlet olup olmadıklarına bağlı olarak giderek artacağını düşünmekteyim. Bir toplumda vip ayrıcalıkları, o ülkeyi yönetenlerin abartılı şatafatlı yaşamları, üst düzey devlet yöneticilerine tanınan ayrıcalıklı haklar, truman sanrısının dalga dalga yayılmasına neden olabilir ve ciddi toplumsal karışıklıklar ortaya çıkarabilir. Nitekim özellikle az gelişmiş ülkelerdeki bitmek tükenmek bilmeyen karışıklıkların, gelir dağılımındaki anormal dengesizlikler nedeniyle toplumun tüm katmanlarına yayılan truman sanrılarıyla olduğunu düşünmekteyim.”Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz (Yazının tamamına şuradan ulaşabilirsiniz)

Evet, işte böyle… Hayat ilerledikçe beyin de ilerliyor ve sanrıları bile zamana ayak uyduruyor… Sendromsuz günlere :).

Ayrıca bakınız

Kocaeli’de Tüfekle Köpeği Öldürdüğü İddia Edilen Müezzin Serbest Bırakıldı

Dün Kocaeli’nin Körfez Tütünçiftlik sahilinde öğleden sonra saatlerinde boğazından vurulmuş, kanlar içinde bir köpek gören …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir